7.04.3036 23:58
Otel yöneticisi Erdi Özen, Türkiye’nin turizm alanında rekorlar kırmasına rağmen sektörün siyasi dalgalanmalara olan yüksek bağımlılığını değerlendirdi. Özen, Turizmdays.com’a yaptığı açıklamada, “İspanya ve Yunanistan’da turizm öngörülebilir bir sistemle yürütülürken, Türkiye’de turizm büyük ölçüde dış politikanın etkisi altında şekilleniyor” ifadelerini kullandı.
Özen, Türkiye’de turizm planlamasının yalnızca ekonomik hedeflerle değil, diplomatik ve siyasi ilişkilerle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, bu durumun özellikle rezervasyon akışları ve uluslararası güven algısı üzerinde ciddi etkiler yarattığını belirtti.
2026 yaz sezonu Akdeniz çanağında hareketlenirken, Türkiye turizminin siyasi konjonktürle olan girift ilişkisi yeniden tartışmaya açıldı. J’adore Deluxe Hotel & Spa Yöneticisi ve turizmdays.com yazarı Erdi Özen, kaleme aldığı analizde Türkiye’nin rakipleri olan İspanya, Yunanistan ve Kanarya Adaları ile arasındaki temel farkları “siyasete bağımlılık oranı” üzerinden değerlendirdi.
“Turizm Teoride Apolitik, Pratikte Siyasaldır”
Turizmin aslında güneş, deniz ve fiyat karşılaştırması üzerine kurulu apolitik bir sektör olması gerektiğini belirten Özen, Türkiye’de durumun tam tersi işlediğini ifade etti. Özen,’’Türkiye’de turizm gelişimi tarihsel olarak devlet teşvikleri ve diplomatik ilişkilerle büyüdüğü için, sektör siyasi atmosferle yüksek bir korelasyon içerisine girdi’’ dedi..
İspanya ve Yunanistan Nasıl Başarıyor?
Rakip destinasyonlarda turizmin bir “hükümet politikası” olmaktan çıkıp kurumsallaşmış bir ekonomik ekosisteme dönüştüğünü vurgulayan Özen, şunları söyledi:
‘’İspanya’da hükümet değişse bile turizm birlikleri ve bölgesel yönetimler aynı stratejiyle çalışmaya devam eder. Tek bir ülkeye bağımlılık düşüktür; bu sayede diplomatik krizler “tampon mekanizmalar” ile absorbe edilir. Turist için ülke siyaseti değil, “Mallorca plajı” veya “tatil deneyimi” ön plandadır. Türkiye’de dış politika ile turist akışı arasındaki ilişki çok keskin. Rusya ile yaşanan uçak krizi ve Avrupa ile dönemsel gerilimler buna örnektir. Özellikle Alanya’nın İskandinav pazarındaki kaybı, fiyat rekabetinden ziyade “ülke algısının destinasyon imajının önüne geçmesidir.’’
Uluslararası medyada Türkiye hakkında çıkan siyasi haberlerin doğrudan talebe yansıdığını belirten Özen, Türkiye’nin hâlâ “jeopolitik destinasyon” kategorisinde görüldüğünü, rakiplerinin ise “istikrarlı tatil ülkesi” algısını koruduğunu ifade etti.
“Asıl Sorun Siyaset Değil, Siyasete Bağımlılık Oranı”
Erdi Özen, yaptığı analizde turizm profesyonellerini düşünmeye sevk eden şu soruyla noktaladı:
“Türkiye turizminin sorunu siyasetin varlığı değil, sektörel kararların siyasete bağımlılık düzeyidir. Turizm büyümeye devam ederken, siyasi konjonktürden daha az etkilenen, yerel yönetimlerin daha etkin olduğu bir destinasyon kimliği oluşturmak mümkün mü? Bağımlılık azaldığında, Türkiye’nin küresel rekabet gücü gerçek potansiyeline ulaşacaktır.’’
Görsel Kaynak:https://www.turizmdays.com