ÇERNOBİL’İN 40. YILINDA UYARI: NÜKLEER TEHDİT HÂLÂ SÜRÜYOR

26.04.2026 16:57

Ukrayna’da Çernobil faciasının 40. yılı anılırken, Rusya’nın nükleer tesislere yönelik saldırıları ve Zaporijya Santrali çevresindeki riskler yeniden gündeme geldi.


Tarihin en büyük nükleer felaketlerinden biri olarak kabul edilen Çernobil Faciası’nın üzerinden 40 yıl geçti. 26 Nisan 1986’da meydana gelen patlama, yalnızca Sovyetler Birliği’nin nükleer güvenlik anlayışını değil, tüm dünyanın nükleer enerjiye bakışını değiştirdi. On yıllar boyunca Çernobil Yasak Bölgesi, nükleer enerjinin siyasi prestij aracı olarak kullanılmasının ağır sonuçlarını hatırlatan sessiz bir hafıza alanı olarak kaldı.

Bugün hâlâ her gün en az 600 kişi Çernobil Nükleer Santrali’ne giderek temizleme çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmaların 2060’lı yıllara kadar devam etmesi bekleniyor. Bu sayıya bölgede görev yapan askerler, itfaiyeciler, orman görevlileri, geri dönen yaşlı sakinler ve reaktör çevresindeki 30 kilometrelik alanda yaşayan diğer kişiler dahil değil.


NÜKLEER TESİSTE KRİTİK İŞGAL

Çernobil, 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sırasında yeniden dünya gündemine geldi. Rus ordusu, savaşın ilk günlerinde Belarus sınırı üzerinden ilerleyerek Çernobil Nükleer Santrali’ni ve yasak bölgeyi ele geçirdi. Yaklaşık bir ay süren işgal sırasında Rus askerlerinin yüksek radyasyon seviyesine sahip “Kızıl Orman” bölgesinde siper kazdığı ve koruyucu önlem almadan hareket ettiği bildirildi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Ukraynalı yetkililer, bu durumun hem askerler hem de bölgedeki nükleer güvenlik açısından ciddi risk yarattığını açıkladı. Rus birlikleri Mart 2022 sonunda bölgeden çekildi.


SLAVUTIÇ’TA MUM IŞIĞINDA PROTESTO

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş nedeniyle sokağa çıkma yasakları ve kalabalık toplanmalara yönelik resmi uyarılara rağmen, Ukrayna’nın Slavutıç kentinde facianın 40. yılı için gece yarısı anma töreni düzenlendi. Pazar gününün ilk saatlerinde meydanda toplanan yüzlerce kişi, yere yerleştirilen büyük radyasyon sembolünün etrafına mum bırakarak 1986’daki felakette hayatını kaybedenleri ve sonrasında ölümcül radyasyona rağmen bölgeyi temizlemeye çalışan binlerce kişiyi andı.

Patlama, dönemin Sovyetler Birliği’nde gevşek güvenlik standartlarını ve devletin bilgi saklama politikasını dünya gündemine taşımıştı. Olay, Sovyet yetkililer tarafından ancak iki gün sonra açıklandı. Bu süre içinde radyasyon Avrupa’ya yayılmış, İsveçli uzmanlar ise kamuoyuna uyarıda bulunmuştu.

Yaklaşık 600 bin kişi, Çernobil’in “tasfiye ekipleri” olarak anılan görevliler, yangını söndürmek ve radyoaktif kirliliği temizlemek için bölgeye gönderildi. Patlamadan sonraki aylarda 30 işçi ya patlama ya da akut radyasyon hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Kaza, milyonlarca insanı tehlikeli düzeyde radyasyona maruz bıraktı ve Ukrayna ile Belarus’taki yüzlerce yerleşim yerinin kalıcı olarak tahliye edilmesine neden oldu.


YIKIMDAN DOĞAN ŞEHİR

AP’nin aktardığına göre, eski santrale yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Slavutıç kenti de bu dönemde kuruldu. Tahliye edilenlerin büyük bölümü Kiev çevresindeki farklı bölgelere yerleştirilirken, Sovyet yetkilileri 1986’nın sonlarında santral çalışanları ve aileleri için yeni bir şehir inşa etmeye başladı. İlk sakinler 1988 civarında kente taşındı.

Kent, geçen yıllarda yalnızca Çernobil’in mirasıyla değil, Rusya-Ukrayna savaşıyla da yüzleşti. Savaşın ilk günlerinde Rus ordusu kısa süreliğine kenti işgal etti. Özellikle geçen kış yaşanan ağır elektrik kesintileri nedeniyle bazı sakinler sokaklarda açık ateşte yemek pişirmek zorunda kaldı.

71 yaşındaki Liudmyla Liubyva da anma törenine bir arkadaşıyla katıldı. Daha önce törenlere, Çernobil Nükleer Santrali’nde çalışan ve radyasyona maruz kalmaya bağlı olarak engelli hale gelen eşiyle geldiğini söyleyen Liubyva, eşinin zamanla yürüme yetisini kaybettiğini anlattı.

AP’ye konuşan Liubyva, felaketin ardından sağlıklarını feda eden insanları anmanın önemli olduğunu söyledi ancak Rusya’nın savaşıyla birlikte tehlikenin hiçbir zaman tamamen sona ermediği korkusunun yeniden canlandığını belirtti.


DRONE SALDIRILARIYLA TIRMANAN GERİLİM

“Drone kubbeye çarptığında dünya yeniden 1986’ya dönebilir gibi hissettik” diyen Liubyva, 2025 yılında Rusya’nın düzenlediği ve yıkılan reaktörden yayılan radyasyonu kontrol altında tutmak için inşa edilen Yeni Güvenli Muhafaza sistemine zarar veren saldırıya işaret etti.

14 Şubat 2025’te Rusya’ya ait bir drone bu yapıyı vurmuştu. Greenpeace belgelerine göre patlama, 1,6 milyar dolarlık yapının çatısında büyük bir delik açtı. Bu saldırı, 1986’daki eski “lahit” yapısının sökülmesini hedefleyen çalışmaları fiilen durdurdu çünkü yüksek radyasyon seviyesi nedeniyle acil onarım mümkün olmadı.

Öte yandan, Heinrich Böll Vakfı’nın raporuna göre Zaporijya Nükleer Güç Santrali bugün dünyanın en kırılgan endüstriyel tesislerinden biri olarak görülüyor. Altı adet VVER-1000 reaktörüne sahip olan tesis, Mart 2022’de Rusya tarafından ele geçirildiğinden bu yana uluslararası nükleer güvenlik normlarını ihlal eden koşullarda işletiliyor.

Nükleer reaktörler kapatılmış olsalar bile sürekli soğutmaya ihtiyaç duyuyor ve bu sistem istikrarlı elektrik akışına bağlı çalışıyor. Rusya’nın Zaporijya Santrali’ni besleyen yüksek gerilim hatlarını sistematik olarak hedef aldığı belirtiliyor.


GENİŞ ÇAPLI ELEKTRİK KESİNTİLERİ

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre tesis, işgalin başlamasından bu yana 12 kez tamamen elektriksiz kaldı. Her durumda santral, son savunma hattı olarak görülen acil dizel jeneratörlere bağımlı hale geldi.

23 günlük yüksek risk döneminin ardından 330 kV’luk Ferosplavna-1 yedek hattı ancak 5 Mart 2026’da IAEA arabuluculuğunda sağlanan yerel ateşkes sayesinde yeniden devreye alınabildi. Ancak kurumun raporlarına göre elektrik güvenlik marjı hâlâ “tehlikeli derecede ince.”

Dünyanın dikkati Zaporijya’da yoğunlaşırken Rusya, Ukrayna’nın diğer aktif nükleer santralleri olan Rivne Nükleer Güç Santrali, Hmelnitski Nükleer Güç Santrali ve Güney Ukrayna Nükleer Güç Santrali’ni destekleyen enerji altyapısına yönelik saldırılarını da artırdı.

2026 başına gelindiğinde Ukrayna enerji şebekesine yönelik saldırılar kritik seviyeye ulaştı. Uzmanlar bunu nükleer sektörde zincirleme çöküş yaratmaya yönelik hesaplı bir strateji olarak değerlendiriyor. Şebeke istikrarsızlaştığında reaktörler acil kapatma prosedürü olan SCRAM’e zorlanıyor.

2025 sonu ve 2026 Ocak ayında IAEA, iletim düğümlerinin tahrip edilmesi nedeniyle Rivne ve Güney Ukrayna santrallerindeki bazı ünitelerin üretimlerini yalnızca asgari seviyeye düşürmek zorunda kaldığını bildirdi.


“ÇERNOBİL’İN YARASI HÂLÂ TAZE”

Slavutıç’taki anma töreninde hoparlörlerden şu sözler yankılandı: “Yıllar geçiyor, nesiller değişiyor ama Çernobil’in acısı dinmiyor.”

Bu sözler eşliğinde, tasfiye ekiplerini simgeleyen beyaz koruyucu kıyafetler ve maskeler giymiş kişiler ellerinde mumlarla sessizce bekledi.

67 yaşındaki Larysa Panova ise doğup büyüdüğü Çernobil’den ayrılmak zorunda kaldığı günü hâlâ unutamadığını söyledi. Yeni şehir Slavutıç artık evi olsa da geride bıraktığı ormanları ve doğayı hâlâ özlediğini anlattı.

Rusya’nın geniş çaplı işgalinden önce sık sık Çernobil’e dönerek akrabalarını ziyaret ettiğini söyleyen Panova, savaşla birlikte yasak bölgeye erişimin ciddi şekilde kısıtlandığını belirtti.

Kaynak: https://gazeteoksijen.com/dunya/cernobilin-uzerinden-40-yil-gecti-nukleer-tehdit-suruyor-273526

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir