
Türkiye’de sağlık sisteminin bel kemiğini oluşturan asistan hekimlerin çalışma ve eğitim koşulları, kamuoyundaki tartışmaların ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşındı. Konu, Cumhuriyet Gazetesi’nin yayımladığı ve sağlık alanındaki yapısal sorunlara dikkat çeken haberinin ardından siyasi denetim sürecine girdi.
Gazetenin “Uzmanı gidiyor, asistanı zor koşullara mahkûm ediliyor: Hekim karmaşası!” başlıklı dosyasında, özellikle eğitim altyapısındaki yetersizlikler, artan iş yükü ve uzman hekim açığının asistanlar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekilmişti. Haber sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili ve CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na yanıtlaması istemiyle kapsamlı bir soru önergesi verdi.
Eğitim Altyapısı ve Mevzuata Uygunluk Tartışması
Tanrıkulu’nun önergesinde en dikkat çeken başlıklardan biri, asistan hekimlerin eğitim gördüğü kurumların niteliği oldu. Öğretim üyesi bulunmayan ya da eğitim altyapısı yeterli olmayan kliniklere asistan yerleştirilip yerleştirilmediği soruldu. Bu uygulamanın mevzuata uygun olup olmadığı ve varsa hangi denetim mekanizmalarıyla kontrol edildiği Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı.
Ayrıca, eğitim sorumlusu olmayan kliniklerde asistan hekim çalıştırıldığına dair iddiaların doğruluğu sorgulandı. Eğer bu iddialar doğruysa, uygulamanın hukuki dayanağının ne olduğu da açıklığa kavuşturulmak istendi. Bununla birlikte, eğitim altyapısı yetersiz olmasına rağmen asistan eğitimi verilen vakıf üniversitesi ve özel hastane sayısının kaç olduğu soruldu.
Önergede ayrıca, asistan hekimlerin uzmanlık sürecinde gerçekleştirmesi gereken ameliyat, girişimsel işlem ve hasta takip sayılarının asgari standartlara uygunluğunun nasıl denetlendiği de gündeme getirildi. Bu sorular, uzmanlık eğitiminin niteliğine ilişkin ciddi kaygılara işaret ediyor.
Çalışma Süreleri ve İş Kanunu Boyutu
Asistan hekimlerin ağır çalışma koşulları da önergenin önemli bir bölümünü oluşturdu. Türkiye genelinde asistan hekimlerin haftalık ortalama çalışma süresinin kaç saat olduğu sorulurken, bu sürenin 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olup olmadığı da gündeme taşındı.
Son beş yıl içerisinde asistan hekimlerin aşırı çalışma, mobbing ya da olumsuz çalışma koşulları nedeniyle yaptığı resmi şikâyetlerin sayısı talep edildi. Bu şikâyetlerden kaçında idari işlem başlatıldığı da yanıt bekleyen sorular arasında yer aldı. Ayrıca nöbet süreleri ile dinlenme sürelerinin mevzuata uygun biçimde uygulanıp uygulanmadığı ve bu konuda yapılan denetimlerin sayısı da sorgulandı.
Ruh Sağlığı, İntihar Vakaları ve Psikolojik Destek
Önergede en çarpıcı başlıklardan biri ise asistan hekimlerin ruh sağlığına ilişkin oldu. Son on yıl içinde asistan hekimler arasında gerçekleşen intihar vakalarının sayısı soruldu. Bu vakalara ilişkin herhangi bir idari ya da adli soruşturma yürütülüp yürütülmediği de açıklığa kavuşturulmak istendi.
Bakanlığın, asistan hekimlerin çalışma koşullarının ruhsal ve fiziksel sağlık üzerindeki etkilerine dair herhangi bir araştırma yapıp yapmadığı da sorular arasında yer aldı. Ayrıca asistan hekimlerin psikolojik destek alabilmesine yönelik kurumsal bir mekanizmanın bulunup bulunmadığı da gündeme getirildi.
Uzun Vadeli Hekim Planlaması
Önergenin son bölümünde ise sağlık sisteminin geleceğine ilişkin planlama konusu ele alındı. Tıp fakültesi kontenjanlarının belirlenmesinde ülkenin hekim ihtiyacına yönelik bilimsel bir planlama yapılıp yapılmadığı soruldu. Önümüzdeki on yıl için öngörülen uzman hekim ihtiyacının ne olduğu ve bu ihtiyacın karşılanmasına yönelik somut planların neler olduğu da yanıt bekleyen başlıklar arasında yer aldı.
Sağlık Sisteminde Yapısal Tartışma
Meclis’e taşınan bu soru önergesi, yalnızca bireysel çalışma koşullarını değil, Türkiye’de uzmanlık eğitiminin niteliğini, sağlık insan gücü planlamasını ve kamu-özel sağlık kurumları arasındaki denetim mekanizmalarını da tartışmaya açmış durumda. Özellikle uzman hekimlerin kamu hastanelerinden ayrılmasıyla artan iş yükünün asistan hekimlere yansıdığı yönündeki iddialar, sağlık sisteminde sürdürülebilirlik meselesini yeniden gündeme getiriyor.
Bakanlığın vereceği yanıtların, hem eğitim kalitesi hem de çalışma koşullarına ilişkin kamuoyundaki soru işaretlerini ne ölçüde gidereceği önümüzdeki günlerde netleşecek.
Kaynak: https://www.cumhuriyet.com.tr/